Düşünce

Sabır ve Anti-virüsçü Müminler

Sabır çok önemli bir konu. Öncelikle Kurani olarak sabır, başına ne gelirse gelsin katlanmak değil. Kurani sabır, her zaman, her tür zorluğa rağmen değerlerine sarılmak ve değerlerinden taviz vermemek demek. Çok kötü zamanlardan geçerken dahi Allaha olan inancının, şükrünün, muhabbetinin zayıflamaması… İslami inanç ve düşünce sistemini dışarıdan gelen saldırılara karşı korumak, yanlış duyguların ve karamsarlığın esiri olmamak (doğru düşünüp doğru hareket edebilmek) demek.

Her insan çeşitli dönemlerde çeşitli zorluklarla imtihan ediliyor ki imanını ispat edebilsin ve cenneti hak edebilsin:

“Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah’ın yardımı çok yakındır.” (Bakara, 214)

Yemin olsun ki, sizi korku, açlık; mallardan-canlardan eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.” (Bakara, 155)

Peki Allah’tan nasıl yardım dilemeli?

Ey iman sahipleri! Sabra ve namaza/duaya sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkunuz olmasın ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153)

Ve benim çok ilgimi çeken şu ayet:

“Onlara bir ıstırap gelip çattığında şöyle derler: “Biz Allah içiniz ve sonunda O’na dönüp gideceğiz.” (Bakara, 156)

Bu ayetten ben şunu çıkarıyorum: Hepimizin başından zor dönemler geçiriyor… Bir korku, fena bir hastalık, ters giden ilişkiler ya da psikolojik bir bunalım yahut bir yakınımızın kaybı… Ne sebeple olursa olsun kendimizi çok çaresiz hissettiğimiz zamanlar oluyor. Dünyamızın yıkıldığı zamanlar olabiliyor. Ve tamamen çaresizliğe kapılıyoruz, kendimizi yiyip bitiyoruz ( ve hatta kaderimizi eleştiriyor, Allaha küsebiliyoruz!). Böyle zamanlarda hiç aklımıza gelmiyor ki her şey gelip geçici… Geçen her saniye ölümümüze bir adım daha yaklaşıyoruz. Her türlü dert ancak sınırlıyken, sanki ebediyen bu çaresizlik devam edecekmiş gibi üzülmenin, kendimizi yiyip bitirmenin âlemi yok.

İşte ayette tasvir edilen müminler, başlarına ne gelirse gelsin, yanlış duygulara ve düşüncelere kendilerini kaptırmıyorlar. Sıkıntılar karşısında büsbütün çaresizliğe kapılmıyorlar çünkü biliyorlar ki bu dertlerin ve bu hayatın bir sonu var. Hatırlıyorlar ki “zorluğun yanında bir kolaylık var”. Hatırlıyorlar ki “sabredenlerin beraberinde Allah var”. Ve biliyorlar ki “sabredip şükredenlere Allah katında büyük bir ecir var”!

Zihinlerini İslam’la inşa ediyor ve her türlü sıkıntıda, düşünce ve duygu sistemlerine yapılan her türlü sızıntıda hemen formatlıyorlar sistemlerini. Düşünce ve duygularını her an tarayan ve İslam’a ters bir şey fark ettiğinde onu ortadan kaldıran, hatta onun sistemde yaptığı değişikliği de geri alıp yerini yukarıdaki gibi doğru düşünce ve telkinlerle dolduran ve böylece sistemi güvende tutan bir anti-virüs gibi. Diyorlar ki ne olursa olsun, bizim tek gerçeğimiz Allah’a kulluk etmek. Biz sonuçta buraya imtihan için gönderildik. Ve bu kısa dünya hayatı gelip geçecek ve biz tekrar Allah’a döndürülecek, hesaba çekileceğiz. Ve esas gerçekliğimize, esas yurdumuza gideceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir